Haldun Taner Kabare

15,00 

Kategoriler: , Etiketler:

Haldun Taner’in düz yazılarından bir kabare kurgusu oluşturdum, kimi öykülerini skeç haline getirdim, kimi skeçlerini seçtim, onun düz yazılarını ve gündelik konuşmaları içinde saklı, Ben her şeye selam veririm, ağaçlara, çiçeklere, kuşlara gibi şiirlerini şarkı haline getirdim. Haldun Bey bugün yaşasaydı, buraya iki satır daha eklerdi diye düşünerek, satır aralarında, güncelik adına bende kalem oynattım…
Haldun Taner bana – Sen kabarecisin Dediğinde 17 yaşındaydım. Kabare, nedir bilmiyordum. Okulda arkadaşlarımı eğlendirmek için öğretmen taklitleri yapıyordum. Bunlar bire bir taklitlerden çok yakıştırmalarla, güncel esprilere benzemiş numaralardı. Yapa yapa giderek gelişen metin olmuştu. Her seferinde bu metin içinde, güncel değişiklikler yapıyordum. Zamanın Fransa Cumhurbaşkanının Galatasaray Lisesini ziyaretiyle repertuarıma eklenen De Gaulle taklidiyle, giderek birbirine bağlanan, okuldaki aksaklıklar ve politik konulara taş atan bir monoloğa dönüşmüştü benim taklitler. Muhalif ve gerilla bir gösteri olarak geceleri yatakhanelerde yataklar kenara çekilip, bana boşaltılan bir alanda, başka yatakhanelerden gelen izleyicilerle oluşan bir izdihamın ortasında taklitlerimi yaparken, kimi zaman birinin panik halinde;
-Müdür!
demesi üzerine izleyiciler kaçışıyor, o an taklidîni yaptığım okul müdürüyle burun buruna geliyordum. Meğer müdür bey de kalabalığın arakasından izliyormuş beni. Genetik kopyasıyla burun buruna gelen müdür gülmesini tutamazken beni de azarlamadan edemiyordu. Yaptığım gösterinin kabare; olduğunu bana Haldun Taner öğretti. Ben o yaşımdan itibaren Devekuşu Kabare tiyatrosunun sürekli izleyicisi oldum. Kabarenin devingenliği, güncelliği, siyasal yanı ve her gün değişkenliği içinde havamı buldum. O tiyatroya skeçler yazarak, Haneler oyunumu yazarak, tiyatro yazarı oldum.
Çocuk denecek yaşımda gözümü açıp, yolumu çizen ustam, babam, Haldun Taner’in aramızdan ayrılarak ölümsüzlüğe kavuşmasının 10. yılında yapılan gençlik ağırlıklı bir söyleşide, izleyicilerden Taner’le ilgili sorular sormalarını istedik. Pek soru soran olmadı. Biz anılar anlattık. Sessizliği bozmak üzere sunulmuş karanfil misali bir iki cılız soruyla geçti gitti söyleşi. Taner bir İstanbul beyefendisiymiş, diye düşünerek çıktılar salondan genç izleyiciler. Yeni yetme bir kulağın Haldun Taner’in adından başka pek bir şey bilmediği gözleniyordu. Selim İleriyle birbirimize bakıp iç geçirirdik. Hem bu kuşağı böyle bir ince mizah ustasıyla tanıştırmak, hem ustama bir vefa borcu ödemek düşüncesi beni kemirir oldu. İnsanın ustası olması ne güzel, ustasızlık ne korkunç! Taner’in düz yazılarından bir kabare kurgusu oluşturdum, kimi öykülerini skeç haline getirdim, kimi skeçlerini seçtim, onun düz yazıları ve gündelik konuşmaları içinde saklı.
Kimileri 1945te yazılmış bu metinlerin, hala ne denli güncel ve taze olduklarını, Haldun Taner’in önce insanı ve dünyayı, sonra Türkiye’yi ve toplumumuzu ne kadar doğru ve filozofça analiz ettiğini şaşarak göreceksiniz. Taner’in deyişiyle: Bir düne bak Bir bugüne Hey gidi günler hey Az gittik uz gittik Dostlar Olduğumuz yerdeydik. Ferhan Şensoy 21.03.1997, Ankara.

Yazan : Haldun Taner
Tarih : 1997
Kurgulayan :Ferhan Şensoy
Yöneten : Derya Baykal Şensoy
Müzik : Alper Meral
Dekor : Ferhan Şensoy
Işık / Efekt : Hüseyin Ulaş
Kostüm : Ferhan Şensoy
Butafor : Ali Ortaköylü
Koreografi : Erdal Uğurlu
Fotoğraf : Bekir Tosun – Hadiye Cangökçe
Teknisyenler : Mustafa Şahin – Yücel Şahin – Kemal Bigeç – Mehmet Çakmak – Erdinç Işıldak
Yönetmen Yardımcıları : Şükran Dedeman – Özkan Aksu – Saygın Delibaş
Oynayanlar : Ferhan Şensoy – Rasim Öztekin – Levent Ünsal – Ali Çatalbaş – Erkan Üçüncü – Saygın Delibaş – Sevil Akı – Şükran Dedeman – Pınar Alsan